Kullanıcı girişi

İkinci Abdülhamid Han’ın İbretlik Sözleri


Sultan İkinci Abdülhamid Han, Osmanlı’nın son devrinde devleti yerli ve yabancı birçok düşmana karşı korumaya çalışmış ve bunda da muvaffak olmuş bir padişahtır. Uyguladığı siyaset ve icraatlarla “Uzakları Görebilen Hükümdar” unvanını sonuna kadar hak eden Abdülhamid Han, bundan yaklaşık 100 sene önce sarf ettiği cümlelerde günümüze yol gösterecek ibretlik ifadelere yer veriyor…

1. “Büyük devletler arasındaki rekabetin eninde sonunda onları çatışmaya götüreceği gözler önündeydi. Öyleyse Osmanlı Devleti de böyle bir çatışmaya kadar parçalanma tehlikelerinden uzak yaşamalı ve çatışma günü ağırlığını ortaya koymalıydı. İşte benim 33 yıl süren siyasetimin sırrı…”

2. “Osmanlı Devleti’ni parçalamak için birleşen devletler yalnız İngiltere, Fransa ve Rusya’dan ibaret olmayıp, bunların yanında gizli olarak Amerika, Brezilya, bir iki küçük kraliyetin yanında bilhassa İslâm kardeşliği iddiasında bulunan İran Devleti dahi aleyhimize ittifak etmişlerdi.”

3. “Saray ve dairelerdeki masrafları iyice tetkik ediniz. Katiyen israfa varan harcamalara müsaade etmeyiniz. Vazifesinde ihmal gösteren memurlara da müsamaha göstermeyiniz.”

4. “Milletin vekilleri, memleket menfaatlerinin hizmetçileri olması lâzım gelirken mebuslar paraya olan açgözlülüklerinden birtakım nüfuzlu kişilerin ağına düşmüşlerdi. Hıristiyan mebusların her biri ise, kendi milletinin emel ve maksatlarını yürürlüğe koymaya pek çok çalışıyorlardı. Ermeniler, Ermenistan hakkında nutuklar çekiyorlardı. Rumlar, Tırhala ve diğer yerler hakkında isteklerini yaptırmaya girişerek meclis içinde ve vekiller üzerinde baskı kurmaya cesaret etmişlerdi.”

5.“Ben bir karış dahi olsa toprak satmam; zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu toprakları kanlarını dökerek kazanmışlar ve yine kanlarıyla mahsuldâr kılmışlardır… Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar. Benim devletim yıkılırsa, maalesef Filistin’i karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat biz sağ iken, sadece bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsâade etmem.”

6.“Hiçbir fâni ihtirasım yoktur. Şu son günlerimde tek gayem, vatanı selâmet ve huzur içinde görmektir. Tecrübe, devlet hayatında büyük mazhariyettir. Ben hizmet arz etmezsem Allah ve tarih huzurunda mesul ve menfur (nefret edilen) olurum. Vebal, mani olanın olsun…”

7. “Memleket elden gittikten sonra hayatımın ne kıymeti var!”

8. "İmparatorluğumuz din, îmân ülkesidir ve öyle kalacaktır. Eğer din anlayışı yıkılırsa, imparatorluğumuzun sonu gelmiş demektir. Dindaşlarımızın oturduğu memleketlerin, büyük devletlerin elinde olması pek acıdır. Osmanlı İmparatorluğuna yirmi milyon müslüman kalmıştır. Buna rağmen bütün müslümanların gözü İstanbul'dadır. Düşmanlarımız maddî kudretimizi yıkmaya muvaffak olsalar dahi, manevî kudretimiz bakî kalacaktır.

9. "Müslümanların bulunduğu yerlerle irtibatımız daha sıklaşmalı, birbirimize daha fazla yaklaşmalıyız. Gelecek için yalnız bu birlikte ümit vardır. İslâmiyetin birliği devam ettiği müddetçe, İngiltere, Fransa, Rusya, Hollanda elimde sayılır. Çünkü kendilerine bağlı bulunan Müslüman memleketlerinde Halife'nin bir sözü cihadı meydana getirmeye kâfidir ve bu Hristiyanlar için felâket demektir.

10. "Henüz zamanı gelmiş değil ama, bir gün bütün mü'minler birden kalkınacaklar ve tek bir insan gibi hareket ederek gâvurun boyunduruğunu kıracaklardır."

11. Osmanlı Devletinin içtimaî yapısı üzerinde de şu değerlendirmelerde bulunmaktadır:

"Osmanlı imparatorluğu, dünyanın birçok milletlerini sinesinde toplamış olan bir imparatorluktur. Türkler, Araplar, Kürtler, Arnavutlar, Bulgarlar, Yunanlılar, Zencilerden ve diğer birçok unsurdan oluşmuştur. Buna rağmen iman birliği bizi büyük bir ailenin fertleri gibi birbirimize yaklaştırır. Bu sebeple hiçbir zaman Osmanlı imparatorluğu üzerinde fazla durmamak, buna karşılık, hepimizin müslüman olduğumuzu bilhassa belirtmekte fayda vardır. Her zaman her yerde Emirü'l Müslimin unvanı başta gelmeli, Osmanlı imparatoru ünvanı ise birinci satırda belirtilmelidir. Çünkü devletin sosyal bünyesi ve politikasının esası din üzerine kurulmuştur.

12. "Maalesef İngilizler zararlı propagandalariyle imparatorluğumuzun bir çok yerinde 'millet, ırk' fikrinin tohumunu ekmeye muvaffak olmuşlardır. Arabistan ile Arnavutluk baş kaldırmışlardır. Suriye'de ise bu hususta hazırlıklar vardır."

13. "Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır"

Kaynak: YediKıta dergisinden yararlanılmıştır.


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.