Kullanıcı girişi

Kaynarca Antlaşmasındaki Yanlışlık


Bahse konu antlaşmanın; Kırım ile alakalı maddesinin sosyalite bakımından bir gerçekçiliğe dayanmadığı rahatça tesbit edilebilir meydana çıkan ihtilaflar yüzünden. Bu ant­laşma icabına göre azil ve nasbin Tatar halkın tercihine bira kılması, bu ahalinin mizacına uygun düşmediğinden fırkalara bölünmelerini getirdi. Bu bölünmelerin, tercih farkından kay­naklandığını ileriye sürmek zaittir. Burada sürüp giden bu te­lakki farkı Rusya ile Osmanlı arasında soğuk savaşlara ge­beydi ve bu soğuk savaşın ortaya koyacağı yavru bir sıcak harp olabilşirmiydi? Bu sorunun cevabını aramaya koyul­mak için iki devlet arasında müzakere cihetine gidilmesi kararlaştırıldı.

Kırım bir bombaydı! Elde mi patlayacak, yoksa bey'demi patlayacaktı? Kırım meselesi hakkında yapılan Rus elçisine konuşmalar, elçi tarafından son derece mülayemetle karşıla­nıyor, hemence Petersburga gideyim cevabıyîa karşılanıyor­du. Gidişi esnasında devlet-i âliye kendisine pek hatırşinas davranıyordu. Rusya'ya gitmiş olan elçi orada ciddi bir çalış­ma yapmıyor, oturup oturup İstanbul'a avdet ediyor, oyalayı­cı cevaplarla vakit kazanmanın çarelerini bulabilmekteydi. Demekki; bu elçinin değil, Rus devletinin oyalama politika-sıydı. Sonunda Ruslar Kırım'a kalabalık sayılacak miktarda asker çıkararak Şâhingiray'ın yanında yerlerini aldılar. Bun­ların ahali arasında askerlerini barındırmaları, Kırım Tatarlannın büyücek kısmında anlayışlarına mugayir bir hâl oiarak telâkkiye sebeb oldu. Bu gurup, Kuban tarafında bulunan Tatarlarla birleşme suretiyle gayrimemnun oldukların: beyan ettiler. Şâhingiray hakkında hân olarak kabul etmeyecekleri­ni belirttiler.

Talebin kaale alınması beklenirken, askerlerin üzerlerine geldiğini gören Tatarlar mukabele etmekden geri durmadılar. Böylece ortaya sıcak bir savaş çıkmış oldu. Bu savaşda iki tarafın uğramış olduğu kayıp pek fazla idi. Tatarlar yine bir takım kimseleri, Babıâli'ye gönderip, istimdad eylediler. Devlet-i şahane bu feryadlara ilgisiz kalamayıp yaptığı de­ğerlendirme toplantısında, çeşitli gemilerle Kırım'a 12 bin ki­şilik askeri kuvvet gönderilmesini, ancak Kaynarca sulhunu ortadan kaldıracak harekâttan içtinab edilmesi hususunda prensip kararı alırken, Lehistan hududundaki Osmanlı top­raklarına yakın yerlerde askerlerini toplamakda olan, Rus­ya'ya karşı Kırım ve İsmaiyl civarındaki kuvvetlerimizi yöne­tecek, seraskerlikler kuruldu. Ayrıca tertip edilmiş bütün bu kuvvetleri teşkilde taşınan maksadın, Kırım'a yardım niyetiy­le yapıldığının İstanbul'da, elçilikleri bulunan devletlere bu elçilikler vasıtasıyla bildirim yapılmas: kararı alındı. Rusya; Kırım'da sağlamış olduğu serbestilik görüntüsü altındaki or­talığı karıştırma harekelinin meyvelerini devşirmeye başla-mışdı. Tatarlarda biraz hareket hâlinde olan çabuk davran­mayı, bu sistem adetâ guruplara parçalanma neticesi ver­mişti. Hân'lığa tâyin olunmuş şahsı bir gurup tutma eğilimine girerken, diğer gurup bu tâyini geçersiz kılmak için, çalma­dık kapı, aramadık çare koymuyordu.

Bu kapılardan en önde geleni şüphesizki devlet-i âliye idi. Ruslar; Kırım ahalisinin içine attığı istiklâliyet tohumu hase­biyle amaline muvaffak olmuşsa da, Osmanlı devleti ile sırf bu yüzden, sıksık gerek savaş alanlarında gerekse mütareke masalarında karşı karşıya gelmek gibi bir sıkıntıya maruz kaldığını da görmekteydi. Şâhingiray'ın hanlığı tarafını tutan Rusya karşısında Osmanlı devleti ecnebi devletlere Kırım'a muavenet etme haberlerini İstanbul'da bulunan elçilikler va­sıtasıyla duyurmaya çalışırken diğer yandanda Kırım'a Selim Giray adlı eskiden vazife yapmış hânı göndermişti. Rusya'nın gönderdiği kuvvet ile Kınm'lı, Rus muhaliflerinin mücadele-sindeki meşkûk görüntü, Selim Giray'ında firar yolunun yol­cusu olarak İstanbul'a kapağı attığını görüyoruz.

Darendeli Mehmed Paşa bazı hususatta rıza-İ devlete mu­gayir hareketlerin seyircisi, rahatma düşkünlüğü ve işlerinde pek ehli olmadığı, anlaşıldığında azil yoluna gidildi. Sadareti­nin l/eylûl/1778'de son buluşunda 1 yıl, 5 gün sürmüştü. Yerine, Yeniçeri Ağalarından, Kalafat Mehmed Paşa getirildi. Rusya'ya karşı savaş açılıp açılmaması, tereddütleri yaşanır­ken donanmay-ı hümayun Beşiktaş önlerine çıkarıldı. Orada demlenmeğe başladı. Devletin idarecileri savaşın yapılıp ya­pılmamasını tartışırken, birisi de donanmanın geçen sefer uğradığını hatırlattığı felâket, mezkûr filonun akıbetinin aynı olması endişesinin ağır basması buna karar için biray geç­mesi beklendi. Babıâli; harb ilânını deruhde edemeyeceği kanaatinde ittifaka vardı. Sonunda gemileri, Kırım'ın bir li­manına gönderip, gövde gösterisinde bulunma yolu seçildi. Beri yandan Rusya başkomutanı Romanzof ile haberleşme yolunu açtılar. Kırım'dan Rusların askerlerini çekmeleri mev­zuunda müzakereler başlatıldı. Donanma ise, Sinob'a geç­miş, oradan Anapa'ya uzanmış, Karadenizin sularında seyr-i sefâin eylemekteydi. Bu sırada Romanzof'la yapılmaya baş­lanan müzakerelerden, bir netice çıkmayacağını kestiren Ba­bıâli, Serasker ve Kaptan-ı derya'ya gönderdiği bir yazılı emirle, Kırım veya Taman civarında savaşa hazır, ancak Rusyanın başlatmasını bekleyen anlayış dahilinde teyakkuz duruma yatması bildirilmişti.

Rusya'nın savaşacak takati pek yeterli olmadığından du­rumlarını belli etmeden savaşa hazırmış şeklindeki politik davranışı kendi nâmlarına başarılı sayılmalıdır. Fransızlar ise; geçen defaki gerginlikte Osmanlı devletini savaşa şevkteki gayretlerini, bu sefer ki çekişmede, kullanma istikametine çalışmadı. Donanma ise, Kış fırtınası ile meşhur Karadeniz havasından kurtulmak için, İstanbul'a avdet etmeyi yeğledi. Rusların Kırım'daki varlıkları müslümanların canını çok sıkı­yor. Onları Ruslara karşı tahrik etmekde en önemli unsur di­nin emirleri olmaktaydı. Öte yandan İstanbul ahalisinin do­nanmanın Karadenizden savaşsız dönmesi hususuna sıcak bakmadığı, Ruslara karşı kinlerinin ve düşmanlıklarının ziya-deleştiği görülürken, iki kalyoncu nefer yolda gördükleri Rus elçisini öldürmek azmiyle saldırılarına hedef yaptılar. O anda gördükleri Rus elçisinin şahsında Rusya ordusunu cezalamak niyetini taşımaları idi. Yoldan geçenler Rus elçisinin hayatını bu iki neferin saldırısının feci sonundan kurtarmaya muvaf­fak oldular. Kaptanpaşa bu saldırıyı gerçekleştirenleri te'dip etmekden kendini alamadı.


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.