Navarın Baskını

Navarın Baskını

Hadim Ali Paşa Moraya, Beylerbeyi olmuş ve o sırada da Osmanlı Ordusu feth ettiği yerleri bir beyanname ile başta Papa, Fransa, Ceneviz, Milano dukalığı, Macaristan, İspanya krallıklarına bildirmişti. Bazı tarihlerde o sırada Papa'nın baş­kanlığında ve teşvikleri ile bir ehli salib tertibi için çalışmalar yapıldığı dolayısıyla, böyle beyannameler göndermenin yeri yoktur, diye tenkidlerde bulundular. Bu beyannamenin onla­rın bu çalışmalarını olgunlaştırdığını ve ittifakı salip kararı al­malarına vesile olduğunu ileri sürerler.

Biz de deriz ki:

Devleti Aliyye mutlaka her devlet gibi muhtelif ülkelerde casuslar bulundururdu. Dolayısıyla onların bu çalışmalarının varlığından şüphesizki haberdardı. Müzakerelerin dönülmez bir noktaya geldiğini görerek bu beyannamelerle onların üs­tüne üstüne gitme yolunu tutmasını nedense hesaba katmazlar. Çünkü düşman ittifakları, tarihte daima içlerinde yan çi­zenler bulunma şekliyle tahakuk etmiştir. Bu ehli salibe katı­lan ülkeler arasında hemen ilk anda bize hücum edebilecek bir Macaristan olduğunu düşünmek varsa da bizim de ilk ön­ce hücum edebileceğimiz bir Macaristan olduğunu hesaba katmak icab eder. Kâfirin kalbine korku düşürmenin politik bir yolu da budur. Ama netice verir veya vermez o başkadır.

Birdenbire Navarin körfezi önlerinde beliren Venedik Amirali Pizaro ani bir hücumla körfeze dahverdi. Limanda duran oniki gemimizden birini yakıp batırdı. Diğerini ise zaptetti. İş­te o sırada körfezin başına yetişen ünlü Kemâl Reis körfeze daldı ve Amiral Pizaro'yii perişan eyledi.
Top