Kullanıcı girişi

Nuh Aleyhisselâm


Nuh Aleyhisselâmın Soyu:

Nuh b.Lemek (veya Lemk), b.Mettu Şelah, b.Ahnuh (veya Uhnuh) (Yani İdris Aleyhisselâm), b.Yerd (veya Yarid), b.Mehlâil, b.Kayn (veya Kaynarı), b.Enuş, b.Şis, b.Âdem Aleyhisselâm.[1]

Nuh Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:

Nuh Aleyhisselâm; uzun boylu[2], esmer, ince tenli, uzunca başlı, büyük göz­lü, uzun ve enli sakallı, iri vücudlu idi.

Kendisinin kolları ve bacakları ince,uylukları etli idi. [3]

Nuh Aleyhisselâmın Kavmine Peygamber Olarak Gönderilişi:

Nuh Aleyhisselâmın meskeni Irakta idi. [4]

Vedd, Süva´, Yağus, Yauk ve Nesr diye anılan putlara[5] tapan kavmini, baş­larına gelecek azapla korkutmak, bir olan Allah´a ibadete davet etmek üzre, Pey­gamber olarak gönderildi. [6]

Onlara:

"...Ey kavmim! Allâha ibadet ediniz!

Sizin, Ondan başka hiç bir İlâhınız yoktur!. [7]

"Şüphesiz ki, ben, sizi, Allanın azabından apaçık korkutan´im.

Allah´dan başkasına tapmayınız.

Ben, sizin başınıza acıklı bir azabın gelip çatmasından korkuyorum!" dedi. [8]

Kavminden ileri gelenler:

"Biz, seni, hiç şüphesiz, apaçık bir sapkınlık içinde görüyoruz!" dediler.

Nuh Aleyhisselâm:

"Ey kavmim! Bende hiç bir sapkınlık yoktur.

Fakat, ben, Âlemlerin Rabb´ı tarafından gönderilmiş bir Peygamberim!

Size, Rabb´ımın Vahy ettiklerini, tebliğ ediyorum.

Sizin iyiliğinizi istiyorum.

Ben, sizin bilmediklerinizi de, Allâhdan (gelen Vahy ile) biliyorum.

Size, o korkunç akıbeti haber vermek için, korunmanız için ve belki, böylelikle rahmete kavuşturulmanız için, kendinizden bir adam vâsıtasile Rabb´ınızdan, size bir ihtar geldi diye şaşıyor musunuz?!" dedi.[9]

"Biz, seni, kendimiz gibi bir insandan başka olarak görmüyoruz.

Basit, ve zahirî görüşe uyan en aşağı tabakalarımızdan başkasının sana tâbi olduğunu da, görmüyoruz.

Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü de, göremiyoruz. Bilakis, sizi yalancılar sanıyoruz!" dediler. Nuh Aleyhisselâm: "Ya ben, Rabb´ımdan gelen apaçık bir Burhan üzerinde isem?

O, bana, Kendi katından bir Rahmet vermiş de, bunlar, siz (in gözlerinizden gizli bırakılmışsa?

Söyleyiniz bana, ey kavmim! Sizi, istemediğiniz halde, ona zorlayacak mıyız?

Ey kavmim! Bundan (bu tebliğlerimden) dolayı, sizden hiç bir mal istemiyorum.

Benim mükâfatım, Allâhdan başkasına aid değildir.

Ben, iman edenleri, tard edici de, değilim!

Çünki, onlar, muhakkak ki, Rabblarına, kavuşanlardır.

Ben, sizi, ancak cahillik eden bir kavm görüyorum!

Ey kavmim! Ben, onları kovarsam, Allâhdan (Allâhın azabından) beni, kim kur-tara bilir? Bana, kim yardım edebilir hiç düşünmez misiniz?!

Ben, size (Allâhın hazineleri, benim yanımdadır!) demiyorum.

Ben, gaybı da, bilmem!

Ben (hakikatta bir Melek´im!) de, demiyorum.

Bununla beraber, gözlerinizin hor gördüğü o kimseler hakkında (Allah, onlara asla hayr vermeyecektir) de, diyemem!

Onların özlerindekini, en çok bilen, Allâh´dır.

Aksi takdirde, hiç şüphesiz, ben, zâlimlerden olmuş olurum!" dedi.

"Ey Nuh! Doğrusu, sen, bizimle uğraştın durdun!

Bizimle uğraşmanda aşırı da, gittin!

Eğer, sen, doğruculardan isen, bizi tehdid edip durduğun şeyi haydi getir bi­ze!" dediler.

Nuh (Aleyhisselâm):

"Onu-dilerse-size, ancak, Allah, getirir.

Siz, Allah´ı, bundan âciz bırakabilecek değilsiniz.

Eğer, Allah, sizi helak etmek dilemişse, ben, sizin iyiliğinizi arzu etmiş olsam bile, bu hayrhâhlığım, size hiç bir yarar vermez.

O, sizin Rabb´ınızdır ve nihayet, Ona döndürüleceksiniz.´[10]

Ben (gelecek tehlikelerle) korkutandan başka bir kimse değilim.!" dedi.

"Ey Nuh! Sen, (bu dediğinden) vaz geçmezsen, muhakkak, taşlanmışlardan ola­caksın!" dediler. [11]

Nuh (Aleyhisselâm):

"Ey kavmim! Benim, aranızda duruşum, Allah´ın âyetleri ile öğüt verişim, size ağır geliyorsa, (ne diyeyim) ben, ancak, Allah´a dayanıp güvenmişimdir.

Siz ve ortaklarınız da, artık, toplanıp ne yapacağınızı kararlaştırınız. Bu yapacağınız, size, sonradan hiç bir tasa vermesin! Hattâ, bana, möhlet de, vermeyiniz.

Eğer, (benim öğütlerimden) yüz çeviriyorsanız, ben, sizden (zâten bu hususta) hiç bir mükâfat istemedim.

Benim mükâfatım, Allah´dan başkasına âid değildir.

Ben (Onun hükmüne boyun eğen) Müslümanlardan olmakla emr olundum"

dedi. [12]

Kavmi, onu, yalanladılar. [13]

Kâfirlerden bir takımları:

"Bu, sizin gibi bir insandan başka (bir şey) değildir.

O, size karşı üstünlük sağlamak istiyor.

Eğer, Allah, (Peygamber göndermek) dileseydi, elbette, bize Melekler indirirdi.

Biz, önceki Atalarımızdan, bunu (Allâhı Birlemeyi) hiç duymadık.

Bu, kendisinde bir delilik bulunan adamdan başkası değildir.

Binâenaleyh, siz onu bir zamana gözetleyiniz!? dediler.

Nuh (Aleyhisselâm) da:

?Ey Rabb?ım ! Onların beni yalanlamalarına karşı sen bana yardım et!? dedi.

?Biz de, ona (şöyle) Vahy ettik: Sen, bizim bizim nezaretimiz ve Vahyimizle gemi yap!

Nihayet (helaklerine emrimiz gelip te, o fırın kaynamağa başlayınca, ona her (nevi hayvanlardan erkek ve dişi) ikişer çift ile aileni alıp içerisine gir!

(Kavmının) içinden, aleyhlerine söz geçmiş (hüküm giymiş olanlar müstesna.

O zulm edenler(in kurtulması) hakkında bana hitapta bulunma.

Çünki, onlar boğul(mağa mahkum ol)muşlardır.

Artık sen mahiyetindekilerle birlikte, Geminin üstüne doğrulup yerleşince: Bizi o zalimler güruhundan selamete erdiren Allaha hamd olsun! de!

Rabb?ım! Beni bereketli bir menzile kondur!

Sen, konduranların en hayırlısısın! de!?[14]

Nuh Aleyhisselâmın Kavmini Tevhide Davet Edişi Ve Başına Gelenler:

Nuh Aleyhisselâm; halkın, heykellerinde , puthhanelerde bulundukları sırada, yanlarına varıp:

?(Lâ ilâhe illallâh=Allâh?dan başka ilâh yoktur!) deyiniz.

Ben , Allâh?ın Kul ve Resulüyüm!? dedikçe, işitmemek için halk, başlarını, elbiselerinin içine sokar, kulaklarını da parmakları ile tıkarlardı!

Yine bir gün onlara: (Lâ ilâhe illallâh=Allâh?dan başka ilâh yoktur!) dediği zaman, Sanemler yüzlerinin üzerine düşünce, kalktılar, Onu, yüzünün üzerine düşünceye kadar dövdüler.

Kral Mahvil[15], bunu, haber alınca, Nuh Aleyhisselâmı huzuruna getirtti ve Ona :

?Nedir su, senin hakkında işittiğim?!

Dinime ve Babanın oğullarının, üzerinde bulundukları şeye karşi davranışın?!

Nedir, Sanemleri kürsülerinden düşüren bu sihir?!

Bunu sana kim öğretti.?? Dedi.

Nuh Aleyhisselâm:

?Onlar dediğin gibi birer ilah olsalardı, yüzlerinin üzerine düşmezlerdi.

Ben Allahın Kulu ve Resulüyüm!

Sen, Yüce Allah?dan kork ve Ona, hiçbirşeyi şerik koşma!? dedi.

Kral Mahvil; Sanemler Bayramı hazırlanıncaya kadar, Nuh Aleyhisselâmın tu­tuklanmasını ve Sanemlerin, tekrar Kürsülerine yerleştirilmelerini ve bozulan yer­lerinin onarılmasını emr etti.

Bayram gelince, toplanıp yapılan şeyleri görsünler diye halk´a nida ettirildi.

Nuh Aleyhisselâm, Kral hakkında Allâha düa etti. Kral, bir baş ağrısına tutul­du, aklını kaybetti. Bir hafta sonra da, öldü.

Ölüsü, altun şerir üzerine konulup Sanem heykellerinin içinde ağlanarak tavaf edildikten sonra, gömüldü.

Nuh Aleyhisselâma, dilleri ile her kötülüğü yaptılar, sövdüler, saydılar.[16]

Kral Mahvil´in ölümü üzerine, yerine geçen oğlu Dermesil, Nuh Aleyhisselâmı, serbest bıraktı.

Halk, büyük Sanemlerden her birinin yanında senenin belli vakitlerinde topla­nıp bayram yaparlar, Sanemler için, kurban keserler ve onları tavaf ederlerdi.

Yağus bayramı için de, halk, her taraftan gelip toplanmıştı.

Nuh Aleyhisselâm, onların yanlarına vardı. Ortalarında ayakta dikilip:

"Lâ ilahe illallah = Allâh´dan başka ilâh yoktur!" demeleri için, onlara seslen­diği zaman, yine, başlarını, elbiselerinin altına soktular, parmaklarını da, kulakla­rına tıkadılar!

Nuh Aleyhisselâmın seslenmesiyle, Sanemlerin Kürsülerinden yere düşmele­ri, bir oldu!

Halk, yine üzerine yürüyüp Nuh Aleyhisselâmı dövdüler ve yüzünün üzerine düşürdüler.

Başını da, yardılar.

Kendisini, çeke çeke Kralın köşküne götürdüler, yanına, soktular.

Kral, Nuh Aleyhisselâma:

"İlâhlarla ilgili işlerden hiç bir şeye karışmamanı, sana, söylemedik mi? Seni, böyle şeylerden, men etmedim mi?!

Hattâ, onları, kürsülerine, şerefli yerlerine koydurduğumda, onlara, secde de, edeceksin diye sana, emir etmedim mi?

Bunu, sana kim öğretti?.." diyerek çıkıştı.

Nuh Aleyhisselâm; kanlara boyanmış bir halde, Krala: "Eğer, onlar, birer ilâh olsalardı, yerlere düşmezlerdi? Ey Dermesil! Allâh´dan kork! Allah´a, hiç bir şeyi şerik koşma! Çünki, O, seni görüyordur!" dedi.

Dermesil:

"Sen, bana, böyle hitap etmek kudretini kendinde nasıl buluyorsun?" dedi.

İkinci Sanem bayramı hazırlığı sonuna kadar habs edilmesini, Sanem için kur­ban kesilmesini ve yere düşen Sanemlerin kürsülerine tekrar konulmasını emretti.

Emri, yerine getirildi.

Kral Dermesil, Nuh Aleyhisselam hakkında korkunç bir rü´ya görüp:

"Mecnundur! Yaptıklarından mes´ul değildir!" diyerek hapisten çıkarılmasını emretti.

Zamanın Kâhin´i ise, Tufan işini ve zamanının yaklaştığını, halka bildirir ve Nuh Aleyhisselâmın öldürülmesini emr ederdi.[17]

Babil Kralı Dermesil´e de, yazı yazarak Nuh Aleyhisselâmın öldürülmesini işa­ret etmişti.

Dermesil; çevre halkına yazıp Nuh Aleyhisselâmın, Esnam ibadetini değiştir­mek istediğini ve bir tek İlândan başka ilâh bulunmadığını iddia ettiğini anlattı ve "Siz, Sanemlerden başka İlahlar bulunduğunu biliyor musunuz?" diye sordu.

Hepsi de, bunu, inkâr ettiler.[18]

Nuh Aleyhisselâmın, Tevhid akidesini yaymasına engel oldula[19] Hattâ, bayılıncaya kadar, kendisinin boğazını sıktılar.´[20] Öldü sandılar. [21]

Nuh Aleyhisselâm, ayıldığı zaman: "Ey Allah´ım! Beni ve kavmimi, yarlığa! Çünkü, onlar, (ne yaptıklarını) bilmiyorlar!" dedi. [22] Gusl edip tekrar yanlarına vardı. Onları, Allah´a iman ve ibadete davet etti. [23]

Nuh Aleyhisselâm, kendisine zulm etmekten geri durmayan kavminin arasında dokuz yüz elli yıl kaldı..[24] Kendisi, çok sabırlı ve halîm idi. [25]

Nuh Aleyhisselâmın Allâha İltica Ve Kavminin Helaki İçin Dua Edişi:

Nuh Aleyhisselâm; Tebliğ ve Davet vazifesini, gece, gündüz, gizli, açık yap­mağa devam etti. Fakat, kendisinin, bütün bu çabaları, onların, imandan kaçmalarından, küfürlemi artırmalarından başka bir işe yaramadı, boşa gitti.[26] Bunun üzerine, Nuh Aleyhisselâm: "Ey Rabb´ım! Onlar, bana isyan ettiler.

Malları ve evladları, kendilerinin hüsranlarından başkasını artırmayan kimselere

jf´dular.

Onlar da, büyük büyük hileler yaptılar.

(Halk tabakasına): Sakın! Taptıklarınızı, bırakmayınız.

Hele, Vedd´den, Süva´dan, Yağus´dan, Yauk´danve Nesr´den vazgeçmeyiniz! jediler.

Gerçekten, onlar, bir çok kimseleri, baştan çıkardılar.

Sen, ey Rabb´ım! O zâlimlerin, şaşkınlıktan başkasını artırma[27]

Ben, artık, mağlûbum! Benim intikamımı alf[28]

Benimle onlar arasındaki hükmü Sen ver de, beni ve beraberimdeki Mü´minleri kurtar. [29]

Ey Rabb´ım! Yer yüzünde, kâfirlerden yurt tutan hiç bir kimse bırakma!

Çünkü, Sen, onları, bırakırsan, onlar, kullarını yoldan çıkarırlar, nankör ve fâcir-jen başka da, doğurmazlar!

Ey Rabb´ım! Beni, Anamı, Babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, erkek Mü´-"vnleri, kadın Mü´minleri yarlığa!

Zâlimlerin helakinden başka bir şeyini de, artırma!" diyerek düa etti. [30]

Tufan Gemisinin Hazırlanışı:

Yüce Allah, Nuh Aleyhisselâm´a, ağaç dikmesini emr etti. O da, dikti.

Nuh Aleyhisselâmın diktiği, Sac ağacı, kırk yılda büyüyüp yetişti ve boyu, üç yüz zira´ı buldu. [31]

Sac ağacı: Hind ülkesinde yetişen kara ve büyük bir ağaç olup[32] bunun, Aba-nus ağacı olduğu da, söylenir. [33]

Yüce Allah tarafından Nuh Aleyhisselâma şöyle Vahy olundu: "Kavminden, iman etmiş olanlardan başkası asla imana gelmeyecektir. O halde, onların işlemekte oldukları şeylerden dolayı tasalanma!

Bizim nezaretimiz altında ve Vahyimiz (talimatımız) veçhile Gemi yap! Zulm edenler hakkında bana bir şey söyleme! Çünkü, onlar, suda boğulmağa mahkûmdurlar!"[34]

Yüce Allah, dikilmiş ve yetişmiş olan ağaçları kesip gemi yapımında kullanma­sını Nuh Aleyhisselâma emretti. [35]

Nuh Aleyhisselâm, Marangozdu. [36]

Ağaçları, kesti. [37]

Kuruttu. [38]

Nuh Aleyhisselâm, Geminin nasıl yapılacağını bilmiyordu. [39]

"Yâ Rabb! Yapılacak Gemiyi nasıl yapayım?" diye sordu.

"Onu, üç suret üzerine, devrik yap:

Başını, horuz başı gibi,

Karnını, kuş karnı gibi,

Kuyruğunu, horoz kuyruğu gibi meyilli yap ve üç kat olarak yap!" bu-yuruldu. [40]

Nuh Aleyhisselâm, gemiyi yapmaya başladı. [41]

Kestiği[42] Sac[43]´ ağacından tahtalar biçti. [44]´

Üç yıl, bununla meşgul oldu. [45]

Demirden çiviler yaptı.

Gemi için gereken[46] zift vesair[47] her şeyi hazırladı. [48]

Yapılacak şeylerin hepsini, kendisi yaptı, çattı. [49]

Eline aldığı keseri, yapacağı şeyde hiç yanılmıyordu[50]

Nuh Aleyhisselâm; Gemiyi yapıp çatarken, kavminden, her hangi bir topluluk, yanından geçtikçe, alay etmek için:

"Ey Nuh! Peygamberlikten sonra, Marangozluk yapıyorsun ha?! [51] Ne yapıyorsun sen?" diyorlar; Nuh Aleyhisselâm da: "Gemi yapıyorum!" deyince: ´Demek, karada gemi yapıyorsun ha?! Gemiyi, karada nasıl yüzdüreceksin?![52] Birbirlerine de:

"Bakmıyormusunuz şu deliye? Su üzerinde seyr etmek için ev yapıyor! [53] "Hani ya, su, nerede?!" [54] diyerek gülüşüyor, alay ediyorlardı. [55] Nuh Aleyhisselâm da:

"Siz, nasıl bizimle eğleniyorsanız, biz de, sizin bu eğlenip durduğunuz gibi, si­zinle eğleneceğiz!

(Âhirette de) daimî azabın kimin başına ineceğini, ileride görecek, bileceksiniz-dir!" diye cevap veriyordu. [56]

Geminin yapılışı, iki yıl sürdü. [57]

Daha fazla sürdüğü de, rivayet edilir. [58]

Geminin Planı:

Geminin uzunluğu: Nuh Aleyhisselâmın Babasının Dedesinin Zira´i ile üç yüz Zira´,

Geminin eni; elli Zira´,

Geminin yüksekliği: otuz Zira´ idi. [59]

Geminin, uzunluğunun: altıyüz altmış,

Eninin: üçyüz otuz,

Yüksekliğinin: otuzüç Zira´ olduğu rivayet edildiği gibi´[60]

Eninin: altıyüz, Zira´ olduğu da, rivayet edilir. [61]

(Zira1: Dirseğin ucundan, orta parmağın ucuna kadar[62], veya Dirsekten, omu­za kadar olan uzunluğa denir. [63]

Gemi: alt kat, orta kat, üst kat olmak üzere[64], üç kattı. [65] Geminin her katı, on Zira´ yükseklikte idi. [66] Bunlara, küçük birer ışık deliği (pencere) de, konulmuştu. [67] Geminin, birbirinden aşağı olmak üzere´[68], üç kapısı vardı. [69]

Geminin üst katında, içilecek su için depolar ve yiyecekler için de, iki yanına tahtadan dolaplar yapılmıştı. [70]

Geminin altı Zira´ı, su içinde idi. [71]

Altı Zira´ yerine, dört Zira´ rivayeti de, vardır. [72]

Yapılan geminin gövdesi: kuş göksü gibi[73], suyu, yaracak biçimde´[74] meyil­li, devrikti. [75]

Geminin baş tarafı: horoz başı gibi, karnı: kuş karnı gibi, kuyruk tarafı da, ho­ruz kuyruğu gibi meyilli idi. [76]

Geminin kanadları da, vardı. [77]

Geminin tahta levhaları, demir çivilerle çivilenip[78] berkitilmişti. [79]

Çivilenen tahta levhaların arasından, içeriye su sızmaması için, Gemi, içinden ve dışından ziftlenmişti. [80]

Gemiye Ne Zaman Binildiği? Kimlerin Bindiği Ve Binenlerin Sayısı:

Yüce Allah; Nuh Aleyhisselâma:

´Nihayet, emrimiz gelip de, Fırın (tandır) kaynadığı zaman, her birinden (her bir levi´den erkek, dişi) ikişer çift ile -Aleyhlerinde söz geçmiş (helakleri kesinleşmiş) banlar, müstesna olmak üzre- aileni ve iman edenleri (Geminin) içine yükle!" Duyurdu.

Zâten, onun maiyyetindeki az sayıdaki kimselerden başkası da, iman etmemişti.

Bunun üzerine, Nuh (Aleyhisselâm), Gemiye binecek olanlara:

"Bininiz içerisine!

Onun, akması da, durması da, Allanın ismiyledir,

Hiç şüphesiz, Rabb´ım, çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir." dedi. [81]

Nuh Aleyhisselâm; Gemi´ye, oğulları: Sam, Ham, Yâfes ve bunların zevcele­ri [82] ile kendisine iman etmiş bulunan altı kişiyi bindirdi.

Oğlu Yam (Ken´an) ise, geri kaldı. [83]

Çünki, o, kâfirdi. [84]

Nuh Aleyhisselâmın karısı[85] Vâile de[86] kâfirdi.

Halka, Nuh Aleyhisselâmın mecnun olduğunu söylerdi.[87]

Kavmi gibi küfür üzerinde direnerek onlarla birlikte suda boğulup gitmiştir. [88]

Gemiye binenlerin Nuh Aleyhisselâmla üç oğlu ve onların kadmlarile birlikte sekiz kişi oldukları rivayet edildiği gibi[89], onbeş erkekle beş kadın[90]´ veya on erkekle on kadın oldukları da, rivayet edilir. [91]

Hattâ, seksen kişiyi buldukları rivayeti de, vardır. [92]

Âdem Aleyhisselâmın Tâbutunun Getirilip Gemiye Konulusu:

Âdem Aleyhisselâmın, Cebrail Aleyhisselâm tarafından getirilen[93] Tâbutu da, Gemiye alındı. [94] ve erkeklerle kadınlar arasına konuldu. [95]

Gemiye binildiği zaman, Receb ayından on gece geçmiş bulunuyordu. [96]

Kral´ın Gemiyi Ve Gemidekileri Yakmak İçin Gelişi:

Nuh Aleyhisselâmın, Gemiye bindiği ve azığını Gemiye yüklediği haberini alınca, Kral Dermesil;

"Onları, akıtıp taşıyacak su nerede?! diyerek Gemiyi yakmak üzere adamla­rından bir takım süvarilerle birlikte Geminin bulunduğu yere kadar gitti.

Nuh Aleyhisselâmın oğlu Yam da, Kralla birlikte gelenler arasında idi. Kral, Nuh Aleyhlsselâma seslenip´.

"Gemlcvi, artacak su nerede?´." ded\.

Nuh Aleyhisselâm:

"O su, senin durduğun yerde, sana gelecektir!" dedi.

Kral:

"Bu, çok şaşılacak, hiç olmayacak şeydir!

Demek, sen, kuru toprakta şu Gemiyi yüzdürecek sular, seller olacağını söylü­yorsun ha?!

Sen de, seninle birlikte bulunanlar da, onun içinden hemen ininiz!

Yoksa, hepinizi, yakarım!" dedi.

Nuh Aleyhisselâm:

"Allâha karşı, gururunu çoğaltma da, imana gelmekte acele et!

Yüce Allâha, eş, ortak koşmayı bırakıp Müslüman ol, doğru yolu bul!

Aksi takdirde, azabı, önünde hâzır bulacaksın!" dedi.[97]

Tufan Haberi, İnkâr Ve Telaşlanış:

Nuh Aleyhisselâm, Kralla konuştuğu sırada, bir adam gelip bir kadın´ın ekmek pişirdiği Tandırından su fışkırmağa başladığını, Krala haber verdi.

Kral;

"Tandırdan, su fışkırmış olamaz!" dedi.

Nuh Aleyhisselâm; ona:

"Yazıklar olsun sana! O, İlâhî gazabın geliş belirtisidir!

Rabb´ım, bana, bunu böyle vahy etti.

Bu, bütün yer yüzünün delinip deşileceğine, atını, dikildiği yerden ayıracağına ve atının ayağının altından su fışkıracağına işarettir!" dedi.

Kral, atını, durduğu yerden ayırınca, ayağının altından su fışkırdığını gördü, ve hemen atını, başka bir yere sürdü.

Orada da, aynı hal, vuku buldu.

Kralın, tahkik için gönderdiği adam dönüp suyun çoğaldığını ve kaynadığını, ıaber verince, Kral, ailesini ve oğlunu alıp kendisi için dağ başına yaptırmış ol­duğu Maakil´e[98] götürmek üzere, acele, evine döndü.

Herkes, Tufan olacağını, anlıyor, fakat, vaktini bilmiyordu. Bunun için, Kral da, Maakil´e, yiyecek doldurmuştu.

Kral ve ev halkı, dağa çıkmak istedikleri zaman, dağın başından, kayaların baş­arının üzerine atıldığını, yuvarlandığını gördüler.

Nereye yönelip gideceklerini bilmiyorlardı.

Yerden fışkıran sular, çok sıcak ve pis kokulu idi. [99]

Tufanın Yaygınlanışı:

Göklerden boşanan yağmurların,yerlerden fışkıran suların selleri´[100], bütün yer yüzünü tuttu ve dağları, kapladı.´[101]

Hattâ, dağların tepesinden on beş Zira´ yükseldi. [102]

Güneşin ve ay´ın ışığı, karardı.

Dünya, karanlık içinde kaldı.

Gece, gündüz bir oldu. [103]

Yağış, kırk gün sürdü. [104]

Seller; yer yüzünde taşmadık, aşmadık yer bırakmadı. [105]

Beş Putun Dalgalarla Cidde´ye Sürüklenişi Ve Orada Toprağa Gömülüp Kalışı: Başa Dön

Tufan suları; vedd, Süva´, Yağus, Yauk ve Nesr putlarını, Nevz dağından sü­rükleyip yere indirdi.

Suların şiddetli akışları, onları, ülkeden ülkeye sürükledi.

Nihayet, Cidde toprağına attı.

Esen rüzgârlar, putların üzerlerine toprak yığdı. [106]

Gemidekiler Dışındaki Halkın Tufanda Boğuluşu:

Tufan suyunda boğulacak olanlar, boğuldu. [107]

Nuh Aleyhisselâm ile Gemidekilerden başka, yer yüzünde bulunanların hepsi Tufan suyunda boğulup helak oldu. [108]

Dağın Tepesinde Bile Boğulmaktan Kurtulamayan Anne Ve Çocuk:

Hz.Âişe´nin, Peygamberimiz Aleyhisselâmdan rivayetine göre:

Seller; yollarda ve sokaklarda çoğalınca; son derece sevdiği yavrusunun hayatı hak­kında korkuya düşen bir anne, hemen dağa doğru gidip dağın üçte birisine kadar çıktı.

Su, oraya erişince, kadın, dağın ikinci üçte birisine çıktı. Su, oraya da, ulaştı. Kadın, dağın üzerine çıktı.

Su, yükselip kadının boynuna ulaşınca, kadın, çocuğunu, elile başının üzerine kal­dırdı ise de, su, nihayet, onları, alıp götürdü!

Eğer, Yüce Allah, Nuh kavminden, her hangi birisini, esirgeyecek olaydı, bu çocu­ğun annesini, esirgerdi!" buyrulmuştur. [109]

Geminin Her Yeri Dolaşıp Cûdi Dağı Üzerine Oturuşu :

Nuh Aleyhisselâmın Gemisi, bütün dünyayı dolaştı. [110]

Önce; sağ tarafa doğru gitmeye başlayıp Habeş ülkesine ulaştı.

Sonra da, Cidde tarafına yöneldi.

Sonra, Rum ülkesine doğru yol almağa başladı.

Rum ülkesini geçince, geri dönüp Mukaddes Arz´a yöneldi[111] Mekke Hare­mine kadar gitti.

Harem-i şerifin çevresinde yedi kerre dolaştı. [112]´ Sonra da´[113], Yemen´e doğru gitti. Oradan dönüp´[114] Cûdi dağına ulaştı.

Yüce Allah, sema´ya: Suyunu, tut!", yere de "Suyunu, yut!" emrini verip te, yağışlar, durduğu ve dağların üzerlerinden aşan suların seviyeleri düşmeğe başadığı zaman, Gemi, Cûdî dağının üzerine oturdu.[115]

Geminin Su Üzerinde Ne Kadar Dolaştığı Ve Gemiden Ne Zaman İnildiği?

Nuh Aleyhisselâmın Gemisi, hiç durmadan altı ay su üzerinde[116]´ dağlar gibi dalgalar arasında akarar[117] dünyanın her tarafını dolaştı. [118]

Yüz elli gün dolaştığı rivayeti de, vardır. [119]

Nuh Aleyhisselâm, Cûdî dağında bir ay kalıp[120] sular, çekildiği ve yerler, ku--jduğu zaman, yanındakilerle birlikte, Muharrem ayının onuncu günü, dağdan indi.

O gün, Gemi halkı, Şükür Orucu tuttular. [121]

Nuh Aleyhisselâm, Gemiden inerken, Gemisini kilitleyip Anahtarını oğlu Sâm´a verdi.[122]

Semânin Şehrinin Kuruluşu:

Nuh Aleyhisselâm; Karda´da Semânîn diye anılan yerde, yanındakilerden her = risi için birer ev yaptı. [123]

Semânîn: Musul´un üst tarafında, İbn.Ömercezîresinin yakınındaki Cûdî dağl­ayanında bir beldeciktir. [124]

Ibn.Habîb (vefatı: 245 Hicrî), İbn.Kuteybe (vefatı: 276 Hicrî), Taberî (vefatı: 310 -i crî), İbn.Esîr (vefatı: 630 Hicrî); bu şehirciğin, kendi zamanlarına kadar (Sûk-ı Semânîn) adıyla[125]

Mes´ûdî (vefatı: 346 Hicrî) de, dağ eteğinde kurulmuş olan bu şehirciğin, ken-z- zamanına kadar sâdece (Semânîn) adıyla anıla geldiğini bildirir. [126]

Yakut (vefatı: 626 Hicrfta göre: Nuh Aleyhisselâmın yapmış olduğu Mescid, el´an rrada bulunmaktadır. [127]

Nuh Aleyhisselâm; Semânîn´de yerleştikten sonra, ekin ekti, üzüm çubuğu,

sikti.

Bulunduğu yeri, düzledi, onardı. [128]

Bir müddet sonra, Semânîn halkı, Vebâ´ya tutuldu. Nuh Aleyhisselâm ile oğullarından başka, hepsi öldü. [129]

Cûdî Dağı Nerededir?:

Cûdî Dağı: Musul toprağında[130]

Musul´un Hısneyn[131] veya Hadıyd mevkiindedir. [132]

Cezâre´de[133] 130 , Musul yakınındaki Cezîre´dedir. [134]

Musul beldelerinden İbn.Ömer ceziresinde[135], Basuri´dedir. [136]

İbn.Ömer cezîresi, Musul´un üzerinde, üç günlük bir yerdir. [137]

Basurin de, Dicle´nin doğusunda, Musul mülhakatından bir nahiyedir.´[138]

Cûdî Dağı: Cezîre´de[139], Karda nâhiyesindedir. [140]

Cûdî Dağı: Karda ve Zebdi kariyelerinin dağıdır. [141]

Karda: Cezîre´de, Cûdî Dağı yakınında bir kariye olup İbn.Ömer Cezîresi yakı­nındaki Semânîn kariyesine de, yakındır. [142]

Cûdî Dağı ile Dicle arası, sekiz Fersah´dır. [143]

Fersah: on üç hâşimî Mili veya on iki veya on bin Zira´dır.[144] Mil de: dört bin Zira´dır. [145]

Yüce Allah´ın Şereflendirdiği Üç Dağ:

Yüce Allah; Dağlardan, üç dağı:

Cûdî Dağını, Nuh Aleyhisselâm ile,

Tûr-i Seynâ Dağını Mûsâ Aleyhisselâm ile,

Hıra (Nûr) Dağını, Muhammed Aleyhisselâm ile şereflendirdi. [146]

Nuh Aleyhisselâmın Tufan Gemisi Ve Sonucu:

Yüce Allah; Nuh Aleyhisselâmın kavmini, zulme devam edip durdukları sırada, Tûfan sularında boğdu. Nuh Aleyhisselâm ile gemi arkadaşlarını, selâmete erdir. [147]

Gemisini de, Cezîre toprağında[148], Cezîre toprağından Karda´da[149], Karda


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.