Kullanıcı girişi

Hz. Peygamber’in Zu’l-Cevşen Dababî’yi İslâm’a Davet Etmesi


- Zu’l-Cevşen şöyle anlatıyor: Rasûl-ü Ekrem, Bedir savaşından geldikten sonra ona el-Karha isimli kısrağın yavrusu olan bir at getirdim ve dedim ki:

“Sana Karha’nın yavrusunu getirdim ki onu binek edinesin”. Rasûl-ü Ekrem

“Ona ihtiyacım yok! Eğer Bedir zırhlarından en seçkinini onunla değiştirmemi istiyorsan bunu yaparım” dedi. Dedim ki:

“Bugün onu herhangi bir silahla veya herhangi bir güzel atla değiştirmek istemiyorum”. Rasûl-ü Ekrem

“O halde ona ihtiyacım yok” dedi ve sonra buyurdu:

“Ey Zü’l-Cevşen! Niçin müslüman olmuyorsun? Bu işin ilk ehlinden olursun”. Ben

“Hayır, m

üslüman olmam” dedim. Rasûl-ü Ekrem

“niçin” diye sorunca dedim ki:

“Kavmini gördüm, hepsi senin aleyhindedir”. Rasûl-ü Ekrem

“Onların Bedir’de uğradıkları şeyler senin kulağına nasıl geldi?” diye sordu. Dedim ki:

“Bu benim kulağıma geldi”. Rasûl-ü Ekrem

“O halde biz sana açıklıyoruz” dedi. Ben

“Eğer sen Kâbe’ye galib gelir, orayı mesken edinirsen o zaman ben de gelirim” dedim. Rasûl-ü Ekrem

“Yaşarsan onu görürsün!” dedi ve sonra

“Ey Bilal! Bu kişinin heybesini al, hurmadan ona da ver!” dedi. Ben Rasûlullah’ın huzurundan ayrılırken arkadaşlarına

“İyi bilin ki bu kişi, Beni Amir suvarilerinin en iyisidir” dedi. Zu’l-Cevşen anlatmaya devam eder:

“Allah’a yemin olsun ki ben el-Ğur’da aile efradımın yanında iken bir suvari geldi”.

“Halk ne yaptı?” diye sorduğumda dedi ki:

“Muhammed Kâbe’ye galib geldi ve Kâbe’yi aldı”. Kendi kendime

“Annem matemimi tutsun. Eğer o gün müslüman olsaydım ve Rasûlullah’tan el-Hire’yi isteseydim Rasûl-ü Ekrem bana orayı verirdi” dedim.

Bir rivayete göre Rasûl-ü Ekrem ona

“Niçin müslüman olmuyorsun?” dediğinde o şunları söylemiştir:

“Kavmini gördüm, seni yalanlıyordu. Seni memleketinden çıkarttılar ve seninle savaştılar. Dikkat ediyorum, bakalım ne yapacaksın? Eğer onlara galip gelirsen sana iman eder, tâbi olurum. Eğer onlar seni mağlub ederlerse sana tâbi olmam!”[1]

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Tabarani, Heysemi, VI/162. (Bu hadisi İmam Ahmed ve oğlu rivayet etmiş ve fakat metnin tamamını zikretmemişlerdir. Ebu Davud da bu hadisin bir kısmını zikretmiştir).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/63.


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.