Celali Tenkiline Padişahı Davet

Celali Tenkiline Padişahı Davet

Anadoludaki isyanları bastırmak üzere memur olunan Na-suh ve Ali Paşalar, kuvvetlerini bir araya toplamışlar ve Uzun Halilin üzerine yürümüşlerdi. Devlet kuvvetleri ile Uzun Ha­lil'in kuvvetleri Konya ile Kütahya arasında karşı karşıya gel­mişler ve vukubulan savaşta devletin ordusu bozulmuştu. Nasuh Paşa bu bozgunun mesuliyetini Ali Paşanın üzerine yıkmış ve onu idam ederek derhal İstanbul'a gitmek üzere harekete geçmiş kısa zamanda Dersaadete vasıl olarak Hu­zuru şahaneye çıkmış ve hazreti padişahı eşkiya tenkiline çıkması hususunda iknaya çalışmıştır.

Gerek Şeyhülislâm gerekse padişahın hocası Mustafa Efendi bu fikre karşı idiler. Fakat Hazreti Padişah Bursa'ya geçerek durumu yerinde müşahede etmek istedi. Padişahın Bursa'da bulunduğu sırada İstanbul'da gerek sipahiler gerek­se yeniçeriler bir takım uygunsuzluklar yaptılar. Sultan Ah-med Hazretleri derhal İstanbul'a avdet ederek bu hareketlerin ileri gelenlerini cezalandırdı.

Bir müddet sonra yapılan Divan toplantısında Nasuh Pa-şa'nın 3. Vezir olarak İran seferi serdarlığına tayini, Vezir Mu-rad Paşa'nın Macaristan'daki orduyu hümayunu kumandan­lığına, Sadrazam Lala Mehmed Paşanın İstanbul'da kalarak her iki seferin sevkİyatına bakması kararlaştırıldı. Ne varki, Osmanlı tarihinde gözüken devlet adamlarının içinden en ha­ris ve hilekârlarından biri olan Derviş Paşa ki; daha çok ev­vel Bostancıbaşı iken Hazreti padişaha kendini sevdirmiş, Kaanuni Sultan Süleyman Hân'ın kız torunlarından biriyle evlenmiş ve Hanedan-ı Osmaniyyenin damadı olma şerefine nail olan meşhur Çağalazade Sinan Paşayı Kaptan-ı Derya­lıktan azlettirmiş ve o makama kendisini tayin ettirmişti.

Simdi ise Derviş Paşa gözü vezaret uzma makamına dikti­ğinden yeni bir desiseye başlamıştı.

Derviş Paşa; Hazreti padişaha «Sadrazam burda ne yapar, aitsin İran seferine, bizzat idare etsin. Batı serhadlerimizi nasıl huzura kavuşturduysa İran'ı da hizaya getirsin.» diye­rek sureti hakdan görünüp, başarıları kesin olan bu Sokullu-zade Lala Mehmed Paşayı beğeniyormuş kisvesine bürünüp, Hazreti Padişahdan Lala Mehmed Paşa'nın sadaretine İran seferi Serdar-ı Ekremliği sıfatını da ekliyen bir hatt-ı şerif is­tihsaline muvaffak olmuştu. Bu hatt-ı şerif Sokulluzade Lala Mehmed Paşa'ya vasıl olunca Paşa «Binbir emek ile sulh noktasına geldiğim Avusturyalılarla şu antlaşmayı bitirip gi­deyim» ricasını Sultan Ahmed Hazretlerine ulaştırdığında su cevabı almıştı: «Anadolu'ya gitmeye hazır ol.» Mehmed Paşa bu cevap üzerine çok üzüldü ve yapacak bir şey olmadığın­dan Üsküdar'a geçti. Orduya sefer hazırlıklarına başlaması emrini verdiğinde bir felç indi. Böylece mefluç olarak yatağa düştü. İşte Derviş Paşa o zaman oyunu oynamaya başladı. Padişaha: «Bu paşa neden sefere çıkmağa gecikir, duyarız hastalanmış, sapasağlam bir adamdı; acaba hastalığı baha­ne midjr? Belki siz kararınızdan vazgeçersiz.» padişahı sinsi sinsi şiddete teşvik ederdi. Padişah, sadrazamına yeni bir Hatt-ı şerif göndererek «Ettiğin temaruz yeter. Yürü.» buyur­muştu. Bu Hatt-ı şerifi alan ölüm halindeki sadrazam bir adamını göndererek «ölüm halindeyim, makbul bir adamınızı gönderip teftiş ettiriniz» mealinde bir haber irsal eyledi. Haz­reti padişah hakikaten kendisinin güvendiği ve sadrazamını da seven bîr adam göndermişti. Gelen teftişe memur şahıs sadrazamı bitkin bir halde görünce ağlamaya başlar ve elle­rine sarılır. Sadrazam artık nefeslerinin sayısının azaldığı, ev­lât ve iyalinin padişah hazretlerine emanet ettiğini bildirmesi­ni söyler. Hakikaten üç gün sonra vefat eden Sokulluzade Lala Mehmed Paşa, Eyüb'de medfun dedesi, Sokulu Meh-med Paşa'nın türbesine defn edilir. Hicri 1015, Milâdi 1606.

Şeyhülislâm Sunuhi Efendinin kaviince; Derviş Paşa veza-reti uzma makamına geçebilmek için Portekizli bir doktora Lala Mehmed Paşa'yı zehirletmiştir. Hakikatende merhum sadrazamın yerine bu hain ve dessas adam sadrazam olmuş­tur. Fakat ileride görülebileceği gibi pek fena bir akıbetle bu dünyadan el çekecektir.
Top