Hekimbaşının Ölümü

Hekimbaşının Ölümü

Bilindiği gibi padişahın tütün yasağı, afyon içenleri de kapsamına alıyordu. Padişahın Hekimbaşısı Emir Çelebi ise afyon yutmaya müptela İdi. Silahdar paşa bu iptilayı öğren­diğinden kendisini padişaha ihbar etti. Padişah; nezdine ge­tirttiği Emir Çelebinin kendisi ile satranç oynamasını istedi. Henüz oyuna başlanmıştı, padişah «Baka hekimbaşı, sen af­yon yutarmışsın» deyince Emir Çelebi: «hâşâ, hâşâ padişa­hım» diye cevap verdi. İhbar o kadar mükemmel yapılmıştıki zarif kutunun bile yerini bilen padişah; hapların kutusunu çıkarttırdı. Bunlar nedür?» diye sordu. Hekimbaşı suyu alın­mış afyon olduğunu ancak zararı olmadığını bir avuç bile yu-tulsa birşey olmayacağını söyledi. Padişah «O halde hepsini yut bakalım» diyerek hepsini yutturdu. Arkasından hiç birşey olmamış gibi taşını oynayıp hamle sırasını Emir Çelebiye verdi. Oyun uzun süre devam edip afyon tesirini göstermeye başladı. Padişah git, dinlen dediği zaman iş işten geçmişti. Ne varkİ bu iş işten geçme, padişah içinde varitti. Son bir hamle İle odasına giden Hekimbaşı, padişahın o zaman ismi konmamış rahatsızlığının ilacı olan ve ta Himalaya dağlarının altıbin metre yüksekliğindeki kayaların arasından getirdiği nadir bulunan ve kimseye söylemediği otları yok etti. Bu sı­rada talebeleri hocalanne iyileşmesi için ilaçlar hazırlamışlar ve içmesini teklif ettilerse de Emir Çelebi: «Silahdar paşa gi­bi düşmanı olana hiç bir ilaç kâr etmez» diyerek aksine af­yonların tesirini hızlandıracak olan soğuk ve tatlı bir şerbet içti ve uyanmamak üzere yatağa uzandı. Böylece Padişahın da uzanacağı günlerin ilki başlamıştı.

Tarihler Hicri 1047, Miladi 1637 yılını gösterirken Sadra­zam Bayram Paşa vefat etti. Hz. Padişah çok kederlendi. Bayram Paşayı o kadar severdiki çok sevdiği şâir Nefî'yi Bayram Paşayı hicv ettiği için boğdurmuştu. Halbuki inkâr etmemek gerekirki, Sultan 4. Murad'ın yetişmesinde hâttâ pek güzel beyitler inşa etmesinde şair Nefî'nin müsbet tesir­leri vardır. Padişah şair Nefî'yi o kadar severdiki onun siha-mını okurken yanına yakın bir yere yıldırım düşmüş idi. Bu eserde bir çok hicviyeler olduğundan padişah, bu yıldırımı müstehcen hicivleri okumasına karşılık bir ikaz saymıştı. Eseri parça parça etmiş ve şâiri çağırtıp hicviye yazmaya tövbe etmesini istemiş oda buna uymuştu. Ne var ki; Bay­ram Paşa'yı hicvetmek suretiyle bu tövbeyi bozmuş ve boğ­durulup denize atılmıştır. Hoş çok zayıf rivayetlerdede bilhas­sa Bektaşllerden gelen rivayette bizzat padişahı hicvettiği söylendiki bunun mesnedi yoktur. Olsa olsa şarapçısı bol olan bektaşilerin iftirası ve uydurmasıdır. Bu mevzuya şu sözlerini nakl ettiğimiz padişahın deyişiyle bitiriyoruz. «Senin gibi bir veziri ben nerede bulayım!»
Top